65 paylaşım

Duygu kavramının latincedeki kök anlamı istikrarsızlığı ifade eder. Aristoteles’e göre duygularımız değişiklik gösterir; çünkü kıskançlık, kızgınlık ve sevgi duyumlar üzerinde düşünüp taşınmanın bir sonucudur. Duygudan yoksun olsaydık, çevremizdeki olayların tam anlamıyla farkında olamazdık. Sağduyulu görülen bu kavrayış, psikoloji tarihinde egemen olmamıştır. Son kuşakla birlikte Aristoteles’in bu görüşü çeşitli yollardan yeniden öne çıktı. Kıta Avrupa’sı psikolojisinde bu görüş Jean Piaget’nin Anglosakson dünyasındaysa, Jenome Bruner’in eserlerinde kendisini gösterir.

Bu görüşün toplumsal bir yanı da vardır. Duygular aracılığıyla insanlar birbirlerinin farkına vardıklarını ifade ederler. Bununla birlikte bilişsel psikoloji ve psikanalizin daha toplumsal olduğu yerde bu kabul edilmemektedir.

19.yy’a kadar ne akademilerde ne de toplumda düşünce biçimi olarak “toplumsal psikoloji” diye birşey yoktur. Bunun nedeni toplumsal koşulların insanın tabiatını temelde değiştirmediğinin düşünülmesidir. Tek bir insan kızgınlık duyar, millet de kızardı; iki durumda da kızgınlık aynıydı.

18.yy’da Vico ile başlayan ve Darwin ile Marx’ın eserleriyle 19.yy’da tam güç kazanan tarihsel devrim bu görüşü köklü biçimde değiştirdi. Yeni görüşe göre, insanın doğasını, biyolojik, iktisadi ve kültürel koşullar biçimlendiriyor ve bu koşullar birbirlerine eklenerek birikiyor, böylece hiç kimse ve hiçbir çağ daha öncekilerin basit bir yenilemesi olmuyordu. Evrensel olan yegane ilkeler değişim ilkeleridir.

19.yy’ın sonlarına kadar, bu toplumsal duygu analizinin adı konmamıştı. 1895’te Gustave Le Bon’un “Yığınların Psikolojisi” adlı eseriyle buna toplumsal psikoloji denildi. Le Bon’a göre yığınlar bireyden farklı davranırlar. Bu kalabalığın kollektif zihniyet kazandırmasındandır. Bir kalabalığı oluşturan topluluk tıpkı kimyada olduğu gibi -asit ile bazın tuz oluşturması- farklı özellikleri olan yeni bir bütün oluştururlar. 1920’lerde bu düşünce tarzı egemen olmuş ve birçok kitapta işlenmiştir. 1920’lerin sonlarında toplumsal psikoloji disiplini bölünmeye başlamıştır. Bu kitapta ele alınan bizzat duygunun toplumsal yapısını sorgulamak ve modern toplumda farklı türde duyguların nasıl farklı biçimde oluştuğunu incelemektir.

Otorite, kardeşlik, yalnızlık ve ritüel, dört farklı toplumsal duygudur. Bunlardan üçü diğer insanlarla bağlar kurmaya dayanır. Diğer insanlara karşı neler hissettiğimizi tarihsel bir inceleme gerekir. Modern toplumda bu dört duygu sorunları ve bunların nasıl ortaya çıktığı nasıl alt edilebileceğinin görülmesi.

Yalnızlık, yokluk duygusudur; otorite, eşit olmayan insanlar arasında bir bağdır; kardeşlik, benzer insanlar arasında bir bağdır; ritüel, eşit olsun olmasın, birleşmiş insanlar arasında bir bağdır.

1- Yadsıma: Otorite Korkusu

Otorite temel bir gereksinimdir. Herkes otoriteye gerek duyar. Otoritenin zayıflaması parçalanmasından korku duyulduğu gibi günümüzde birde otoritenin kendisinden korku duyuluyor. Otoritenin özgürlüğümüzü engelleyeceğinden korkuyoruz. Korkunun değişik sebepleri vardır Burada otorite korkusu inceleniyor. Korkuya neden olan otoriteler ve iyi bir otorite nasıl olmalıdır?

A- Otorite Nedir?

Otoritenin ne olduğu konusunda herkesin sezgisel bir düşüncesi vardır. Pierre Monteux bir orkestra şefidir. Monteux karizmatik bir şovmen olmadığı halde yaptığı hareketlerle orkestra üyeleri üzerinde etkili bir disiplin uyguluyor. Bu onun kendisine bütünüyle hakim olması, rahat olması dolayısıyla diğer insanlar kendilerini onun yönetimine bırakıyorlardı. Güvenli görünümü otoritesinin temel taşıydı.

Toscanini gibi bazı şefler terör estirerek disiplin uygularlar. Toscanini çığlıklar atar, ayaklarıyla sert biçimde yere vurur hatta batonunu orkestra üyelerine fırlatırdı, diğer insanların hatalarına asla dayanamazdı. Monteuxun havası, kendisine, en rahat biçimde yargıda bulunma imkanı veriyordu. Bu da otoritenin temel bir öğesidir. Güç sahibi olmak ve bu gücü kullanarak diğer insanları yönlendirmek ve daha yüksek bir standarda göre hareket etmemelerini sağlamak.

Güven, üstün yargılama yeteneği, disiplin uygulama yeteneği ve korku uyandırma kapasitesi; bunlar bir otoritede bulunan niteliklerdir. Güç ile otorite ilişkisi gücün tanımıyla daha karmaşıklaşır. Siyasette güç çoğu zaman iktidar ile otorite eş anlamlı olarak kullanılır. ‘Bir hükümet görevlisi otoritesini kullanamadı.’ denildiğinde iktidar ile otorite farklı anlamdadır. Otorite üretkenliği çağrıştırır.

Modern toplumsal düşüncede otoriteye farklı yaklaşan iki okul vardır. Birincisinin temsilcisi Max Weber’dir. Weber otoriteyi üç kategoriye ayırır. Birinci kategori, “çok eski geleneklere ve kurumsallaşmış inanca” dayalı geleneksel otoritedir. Bu otorite toplumsal kalıtsal ayrıcalıklara bağlıdır. İkinci kategori yassal-ussal otoritedir; bu otorite “kuralların yasallığına ve bu kurallara göre yönetimi elinde tutanların emir verme hakkına inanmaya” dayanır. Bunun anlamı bir lider yada patronun gerçekte ne yaptığına bağlıdır. Son kategori karizmatik otoritedir; bu otorite, “bir müritler topluluğunun bir bireyin kutsallığına ya da kahramanca gücüne ya da örnek alınacak bir kişi oluşuna ve onun ortaya koyduğu ya da getirdiği düzene olağandışı biçimde kendilerini adayışlarına” dayalıdır. Weber bu otoriteye örnek olarak Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i gösterir. Tüm otorite biçimleri için de “önemli olan bireyin uyruklarınca nasıl görüldüğüdür.”

Weber’e göre insanlar yöneticilerine gönüllü itaat ettikleri zaman otorite vardır. İnsanlar itaate zorlanıyorsa bunun nedeni yöneticilerin meşru olmamasıdır. Bu birinci okula karşı olan yazarlar, insanların, diğer kişilerdeki gücü algılama sürecini vurgularlar. Bunlardan en önemlisi Freud’inkidir ve trajik bir sestir. Freud çocuğun anne ve babasıyla rekabet halinde olduğunu fakat onlara olan ihtiyaçtan dolayı otoritelerini kabul ettiğini söyler. Freud Frankfurt okulu yazarlarını da etkilemiştir. Yazarlar psikanalizi, sofistike Marksist bir toplum eleştirisiyle birleştirmeye çalışmışlardır. The Authoritarion Personality (Otoriter Kişilik ) bunun hakkında fikir vermektedir. Buna karşı çok eleştiriler yapılmıştır. Burada sorulan sorularla işçi sınıfının otoriter olduğu vurgulanmakta oysa sorular değiştiğinde bundan eser kalmamaktadır. Bu kitabın ilk yarısında gayri meşru otorite bağları, ikinci yarısında ise meşru nitelikteki bağların nasıl ortaya çıktığı ele alınıyor.

 

B- Ret Bağları

Evli iki kişinin ayrılmayı isteyip de ayrılamamasını buna örnek olarak verebiliriz. Bu ret bağları kabullenilmese bile otoriteye duyulan ihtiyaçtan kaynaklanır. Ret bağları güçleri eşit olmayan insanlar arasındaki ilişkiye dayalıdır bu da otoriteden korkmayı gerektirir. Bu bağlar korktuğumuz kişilere bağlı olmamızı, ideal olanı hayal etmemizi sağlar. Bu ret bağları üç şekilde kurulur. Birincisi, otoritenin gücünden korkma; bu bağa “itaatsiz bağımlılık” denir. İkincisi var olan negatifden yola çıkarak pozitif, ideal bir otorite resminin basılmasıdır. Üçüncüsü, otoritenin yok oluşuna ilişkin bir fanteziye dayalıdır. Bu bağlar örneklerle açıklanıyor. Birinci örnek Helen Bowen isminde bir genç beyaz kızın siyah erkeklerle ilişkiye girmesi, anne ve babasının buna karşı çıkması, bu olayı tartışmaları hafta sonunu anne ve babasıyla geçirmesi, hafta içi ise onlarla geçirmesi anlatılıyor. Son tartışmada babasının kızıp 3-4 saatliğine evi terk etmesi ve Helen’in ruh sağlığına başvurması ve geçen olaylar hikaye ediliyor.

Helen son tartışmada evden ayrılıyor, çünkü O’nun geçimini sağlayacak kişinin ona sözünü geçiren birisi olması gerektiğine inanıyor. Babasının evi terk etmesi onu daha fazla rahatsız ediyor. Babası meydan okusaydı onun gerçekten güçlü olduğuna inanacaktı. Anne ve babasına itaat etmiyor fakat onların özellikle babasının himayesine ihtiyaç duyuyor. Buna itaatsiz bağımlılık denir.

İkinci örnek ise muhasebe bölümünde 16 muhasebeci, 3 kısım şefi yardımcısı ve 1 kısım şefi çalışmaktadır. Ofisteki çalışma düzeni baskıcı olmadığı halde üstlerle astlar arasındaki ilişkiler gergin ve sorunludur. Muhasebeciler kısım şefine ve iki yardımcısına saygı duymuyorlar, bunun nedenini kendileriyle ilgilenmeme olarak açıklıyorlar. Muhasebeciler gerçek bir liderin özelliğini “yönlendiren, yapılabileceğinden daha fazlasını yaptıran” olarak tanımlıyorlar. Sevilen şef yardımcısı ise iş bölümü yapıyor, işin niteliği ile ilgileniyor, ancak gerçek bir lider olmadığı için eleştiriliyor. Muhasebeciler işlerini istekle yapıyorlar fakat bir görev verildiğinde yöneticilerin olmadığı bir zamanda bitirmeye çalışıyorlar. Muhasebeciler şefi olumsuz bir örnek olarak almakta o nasıl biriyse ve nasıl yaparsa aksi olmak ve yapmak istemektedirler.

Üçüncüsü yok oluş fantezisidir. Yönetimdeki kişiler ortadan kalksa, her şey yoluna girecektir. Buna örnek iki kez üniversite sınavına girmiş ve başarısız olmuş birisinin babasının zoruyla sınava girmesi ancak çalışmayarak babasının otoritesini ortadan kaldırmasıdır.

Yadsıma Ruhuna İhtiyaç

Fransız Devrimi’nin modern düşünce üzerinde bıraktığı en derin izlerden biri, iktidarlarını yıkmak istediğimiz yöneticilerin meşruluklarını yok etmektir. Yöneticilere olan güveni ortadan kaldırırsanız, onların rejimlerini de ortadan kaldırabilirsiniz. 1793’te XVI. Louis’in öldürülmesini buna örnek olarak verebiliriz. Louis bulunduğu makam sebebiyle öldürülmüştür.

19.yy boyunca bu yadsıma ruhu siyasetten ekonomiye sıçradı. Piyasa ideolojisi ve sanayi düzeni ortaya çıktı. Patronlara ve işverenlere karşı tepki doğdu. Bunun sebebi insanların kendilerini zayıf hissetmekten utanmalarıdır.

KAYNAK: OTORİTE, RİCHARD SENNETT, AYRINTI YAYINEVİ, İSTANBUL, 1992


Beğendin mi? Arkadaşlarınla ​​paylaş!

65 paylaşım

Tepkiniz nedir?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win
Can Taylan Tapar
Yüreklilik, gerçeği aramak ve onu söylemektir. Geçici olarak muzaffer olan yalanın yasasına boyun eğmemektir. Ruhumuzu, dudağımızı ve ellerimizi, aptal alkışların ve fanatik yuhalamaların yansıması yapmamaktır. / Jean Jaures

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

yorum

Close
Bir format seç
Kişilik testi
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Bilgi Testi
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Hikaye/Olay
Gömülü ve Görsellerle Biçimlendirilmiş Metin
Liste
The Classic Internet Listicles
Geri Sayım
Klasik İnternet Sayımları
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı